|
|
|
30 Temmuz 2008, Çarşamba
Mor Günler Selçuk, Land Rover G4 Challange'da son 38 kişi arasına kaldı. Kanyon Mac'de yapılan elemelere, 1000 küsur kişiden seçilen 100 kişi katılmış. Bisiklet, yüzme ve koşu dallarında yarışmışlar. Ayrıca Türkçe ve İngilizce mülakata girmişler. Selçuk da rahat bir şekilde son 38 kişiye kalmış. Onun gazıyla spor tempomuz da arttı. Haftasonu bisiklete bindik. Salı sabahı da binecektik fakat yağmurun azizliğine uğrayınca biz de Hillside'a gidip salon antrenmanı yaptık. Yarı finaller Eylül başı. İnşallah orayı da geçip son 16'ya kalacak. Hillside demişken basketbol maçları tam gaz devam ediyor. Berkan, Gürol gibi adamların yanına Erdem de katılınca lig oyuncu kadromuz zenginleşti. Pazartesi güzel bir maç yaptık:
Kayı-Alp-Erdem
: 51 Serkan iyi oyunumu yeni aldığım Gilbert Arenas basketbol ayakkabılarıma bağladı. Mor gözümle iyi nişan alıyorum, onun da etkisi var sanırım :). Dün ayrıca hillside ile ilgili güzel bir haber de aldım. Bakalım ne olacak. Yine dün öğleden sonra Volkan arayıp antrenmana gelebileceğini söyledi. Ben de ismini kapıya bırakıp salona geçtim. Yolda Ahmet ve Kemal beni yakalayıp baskete götürdüler. Misafirim gelecek dedim ama o gelene kadar oyna diye ısrar ettiler. Bir yandan maç yaparken bir yandan da Volkan'a bakıyordum. Oyuna tam konsantre olamamama (tekerleme gibi oldu :) rağmen Kemal ve Erhan'dan oluşan takımımız Ahmet, Doruk, Arcan üçlüsünü 31-29 yendi. Maçın sonuna doğru Volkan da geldi. TEM'de kaza vamış ondan gecikmiş. Kadim dostumla İstanbul'da, sezonun ikinci antrenmanını yaptık. Bu arada hocalar yanımıza gelip "Arabana çiçek koymuşlar" dedi. Ne çiçeği diye düşündüm. Üstünü açık bırakmıştım; "İçine mi koydular?" diye sordum ama kaputun üstündeymiş. Antrenman çıkışı Volkan ile Zorro'nun yanına gittik. Çiçek dedikleri bizim bahçeden kaputa düşmüş iki parça ortanca yaprağıymış. Ben de kocaman bir zambak bekliyordum :). Volkan'ı arabasına bırakıp, ondan protein tozumu aldım. Gerçi iş işten geçti, bu yaz da bir sürü adele yedik ama zararın neresinden dönsek kardır.
Müzik setinden yayılan güzel Duffy melodileri eşliğinde, saçlarımı
rüzgara taratıp evin garaj girişine geldim. Garaj kapısını beklerken
yan koltukta bir beyazlık gördüm. Aha dedim arabanın içine de çiçek
atmışlar. Fakat dokununca elime yumuşak bir
şey bulaştı. Yoksa... %&/#?*! Evet kuş pisliği avuçlamıştım :).
Otomobili tek elle parkedip, bagajı açıp, ilaçla elimi ve koltuğu
temizlemem bir an sürdü. 10 dakika önce olsaydı Volkan kafaya
yemişti :). |
Yayın Tarihi: 30 Temmuz 2008