|
|
|
Sevgili dostum Mertol, Cuma akşamı Bükreş'ten İstanbul'a geldi. Gelmeden iki hafta önce basket organizasyonu için bana mail atmıştı. Daha sonra MSN, telefon gibi diğer iletişim araçları ile de bu isteğini yeniledi. Basketbol oynamayı oldukça özlemiş. Biz zaten her hafta olmasa da 2-3 haftada bir Cumartesi ya da Pazar sabahları Caddebostan'da basketbol oynuyorduk. Bir çırpıda 8'i oluşturmuştuk. Fakat Selçuk Makedonya'ya gitti. Volkan'ın da işi çıkınca (arkadaşı da gelemedi haliyle) bir anda 5 kişiye düşmüştük. Yalvar yakar Tuğrul'a rica ettim. Sağ olsun kırmadı beni. Cumartesi sabahı sekiz buçukta Caddebostan'da buluştuk. Mertol'üm doğum günü hediyesi olarak bir basketbol atleti getirmiş. Hatırlayıp bana bir hediye alması beni çok mutlu etti. Basket maçına bu gazla çıkacaktım. Hava sabah olmasına karşın çok sıcaktı. Zaten öğleye doğru hava 37 dereceyi bulacakmış. Hemen takımları aldık. Ben, Mertol ve Tuğrul bir takım olduk. Erdem, Dündar ve Uğur da karşı takımı oluşturdular. Maça hızlı başladık. Hazır Uğur'u uykulu yakalamışken farkı açtık. Ama benim bloğumdan sonra Uğur uykusundan uyandı. Maçın ilk yarısını karşı takım 31-25 önde geçti. 51 son dedik. İkinci yarı savunmayı sertleştirip onları yakaladıysak da öne geçemedik. Maçın sonlarına doğru Mertol de uyandı ve üçlükleri sıraladı. Son basketi de üçlükle bulup, maçı 5 sayı geriden gelip 51-48 kazandık. Güneşe rağmen sıkı maç oldu. Takım olarak inandık ve kazandık. Ben içerden, Mertol dışardan biletlerini kesti. Tuğrul'da aman vermez savunması ile takım oyuncusu olduğunu bir kez daha kanıtladı. Karşı takım da çok iyi mücadele etti, onları da kutluyoruz. Maçtan sonra Migros'tan ıvır zıvır alıp çimlerin üzerine yayıldık. Yan sahada tenis oynayan iki Rus'u seyrederken kahvaltımızı yaptık. |
|
Haber Tarihi: 7 Ağustos 2006 |