Efsane Yeniden Tofaş'ta

Mertolüm benden blok yemeyi sevenim, geçen hafta Bükreş'ten İstanbul'a gelmişti. Cumartesi Cadde keyfi yaptık. Pazar ise Hillside'a gidip hem ter antrenmanı yaptık hem de basketbol oynadık. Ama Hillside'ın sahası çok küçük. Üçlük çizgisi de yok. Oyun çok sıkışıyor. Bu arada ben arka arkaya dört maçımı kaybetmiştim. Artık dibe vurduğumdan zıplama zamanı gelmişti. Sonunda  beklediğimiz gün dün geldi çattı.

Yer: Tofaş Tesisleri, Bostancı

Tarih: 21 Aralık 2005, 21:00

Bir yanlış anlama sonucu 13 kişiydik. Altı kişi karşı potaya geçtik. Diğerlerini takım kurmaları için arkamızda bıraktık. Bizim takım: Kayı, Mertol ve Engin. Rakiplerimiz Selçuk Bertan, Selçuk Ergül, İzlen. Maç 2-3 formatında oynanacak 31 de bitecekti. Bilmeyenler için 2-3 formatı şöyle. Normal basket 2 sayı üçlük basket 3 sayı. Nasıl kolaymış değil mi. Maça fırtına gibi başladık. Ben içerden Mertol dışardan bombaladık. Karşı takımın yıldızı olan Bertan'ı ben kitledim. Şimdi hadi leyn diyordur bu satırları okurken ama kaç sayı atmış sorun bakalım. Attığı air-ball sayısı daha fazlaydı şerefsizim. Maçı kazanıp karşıya geçtik.

İkinci maçta rakipler Eray, Gökmen ve Burak'tı. Bu maç normal tek pota kurallarına göre 1-2 formatında oynanacak 21 de bitecekti. Yani normal basket 1 sayı üçlük çizgisinin ardı 2 sayı. Bu maça da hızlı girdik. Pota altından sayılara izin vermedik. Ama rakip oldukça yüzdeli üçlüklerle bizi yakaladı. Engin de Burak'a savunma yapmayınca 18-16 öndeyken 18-20 geri düştük. Derken tepede top  efsane ile

Mertol & Kayı

buluştu. bu anlar için yaşayan bir oyuncu Mertol. Üçlüğe kalktı ve basket. Maç 20-20 oldu ve 22'ye uzadı. Bir pozisyonda Engin'in topu potadan sekti topu kapan Eray hızla üçlük çizgisine doğru koşmaya başladı. Jandarma bir atış geliyordu. Hemen peşine takıldım. Üçlüğe kalktı ama elim yüzündeydi. Seken top bir şekilde tepeye Mertol'ün ellerine geldi. Ve üçlük efsanesi maça noktayı koydu. 22-20. Her ne kadar Eray çingene basket diyerek gülse de bir pozisyon önce kendi yaptığı ile aynıydı.

Son maçta karşımızda yedekli bir takım vardı. Ataşehir'in gençleri Murat, Aykut, Mustafa ve bir arkadaşları. Yine maça hızlı girdik. Pota altından epey basket bulduk. Mertol bana indirdi basket attım ben Mertol'e indirdim o basket attı. Arada sekenleri de toplayıp attık. Maç güle oynaya üstünlüğümüzle sürerken, salona bizden sonra oynayacak ekip geldi. Biz de maçı yarım bıraktık. Ama büyük ihtimal maç bizimdi.

Oyundan büyük zevk aldım. Sonunda içeride beklediğim pasları istediğim zamanda aldım. Haliyle şut isabetim oldukça yükseldi. Ayrıca ikili sıkıştırma geldiğinde dışarı çıkardığımda şutları takır takır sokan bir adam vardı: Efsane geri döndü. Hasretle kesin dönüşü bekliyorum.

Haber Tarihi: 22 Aralık 2005