|
|
|
|
|
Gece bir kaç defa uykum bölündü. Önce yatak küçük
geldi. Ben de deli yattığımdan tam yatağın ucundan kayarken uyandım.
Diğer yatağı yanıma çekip uyku sahamı genişlettim. Tam artık rahat ettim
dedim bir alarm uyandırdı bu sefer de. Uyku sersemi Buke'nin
alarmı çalıyor diye cama çıktım ama o sakin sakin bıraktığım yerde
duruyordu. Görünürde araba falan da yoktu. Ama alarm hala çalıyordu.
Temiz hava alınca uykum da açılmıştı. Tekrar yatağa döndüm ama sabaha
kadar bölük pörçük uyuyabildim. |
|
Konağın iç avlusunda kahvaltı keyfi. Her zamanki gibi konu mankenimiz Alp :) |
|
|
|
Kahvaltıdan sonra şehri bir de gündüz gözüyle görelim dedik. Konağımızdan tabana kuvvet Cumhuriyet meydanına gittik. Şehre tur otobüsleri gelmiş, her yer yerli turist dolmuş. Turistten çok da çarşı iznine çıkmış asker vardı. |
|
|
|
|
|
Nasrullah Köprüsü |
|
Foto Alp |
|
Cumhuriyet Meydanı |
|
Kastamonu Valiliği |
|
Cumhuriyet Meydanı'nda Şehit Şerife Bacı Anıtı'nı bir de gündüz fotoğrafladık. Bildiğiniz gibi Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında Kastamonu'nun lojistik açısından büyük önemi vardı. Rusya'dan gelen yardım gemileri ile İstanbul'dan gizlice muhimmat kaçıran gemiler İnebolu limanına geliyor ve Kastamonulu mavnacılar değerli mühimmatı karaya taşıyordu. Eli silah tutan erkekler cephede olduğundan geride kalan Şerife Bacılarımız, Halime Çavuşlarımız, Salih Reislerimiz mühimmatı İnebolu-Kastamonu üzerinden Ankara'ya taşırlarmış. İşte bu yola İstiklal Yolu deniyor. Şerife Bacı da bebeği ile beraber top mermilerini taşırken soğuğa yenik düşüp Kastamonu kışlası önünde donarak şehit olmuş. Bu anıt sadece Şerife Bacı için değil, Kurtuluş Savaşı döneminde şehit düşmüş tüm kadınlarımız adına yapılmış. Kurtuluş Savaşı kolay kazanılmadı, bu devlet kolay kurulmadı, değerini bilmek lazım. |
|
Saat Kulesi |
|
Kastamonu Kalesi |
|
|
|
|
|
Hükümet Konağı (valilik binası) şehrin sembollerinden
biri. Oldukça zarif bir yapı. Valiliğin hazırladığı Kastamonu broşüründe
bina ile ilgili şöyle bir bilgi var: |
|
Şehit Şerife Bacı Anıtı: Heykeltraş Prof Dr Tankut Öktem, 1990 |
|
|
|
Bir sonraki durağımız dün yemek yediğimiz Münire Medresesi El Sanatları Çarşısı. Mederesenin içinden geçip hemen yandaki Nasrullah Camii'ne gidiyoruz. Bu caminin önemi Kastamonu'ya yapılan ilk Osmanlı eseri olması. Zamanın Kadısı Nasrullah Efendi tarafından 1506 yılında yaptırılmış. Kurtuluş Savaşı zamanında İstiklal Marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy bu camide milli mücadeleyi ateşleyici vaazlar vermiş. Bu yönden de önem arz ediyor. |
|
|
|
Nasrullah Camii |
|
İlk yapıldığında 6 kubbesi olan camiye daha sonra 3 kubbe daha eklenmiş. Şadırvanın içinde iki tane orijinal havuzlu abdest alma yeri mevcut. |
|
|
|
Havuzlu Şadırvan |
|
Kurşunlu Han |
|
Toprakçılar Konağı |
|
Şehir turumuzu tamamladıktan sonra konağımıza gelip yol
hazırlığımızı yaptık. Motor gezilerinde bu toplanma işi biraz daha uzun
sürüyor. Öncelikle eşyalarınızı motorun küçük bagajına sığacak şekilde
düzgün toplayacaksınız, sonra kılık kıyafetleri giyeceksiniz (bot,
pantalon, içlik, mont, eldiven, balavlava, kulak tıkacı, kask), en
sonunda da malzemeleri motora yükleyip güzelce bağlayacaksınız. İyi
bağlamazsanız bir bakmışsınız arka bagaj uçmuş :). |
|
Kastamonu - Küre arası |
|
Foto Alp |
|
Rakım yükseliyor |
|
|
|
Yarım saat içinde Küre Milli Parkı sınırlarına dahil olmuştuk. Tabiat birden değişti. Yemyeşil ormanları yara yara ilerliyorduk. Buke de sevdiği virajları bulmuş bir o yana bir bu yana yatarak yolun tadını çıkarıyordu. Kaskın vizörünü açıp içime serin dağ havasını çektim. Yolda olmak güzel be... |
|
Küre Ormanları |
|
|
|
|
|
|
|
Küre'yi arkamızda bırakırken |
|
İnebolu'da yeşilin yanına bir de mavi koyduk. Solumuz mavi sağımız yeşil sahil yolunda süper manzaralar eşliğinde yol almaya başladık. Saat de yavaş yavaş öğlene geliyordu. Biz acıkmaya başlamıştık motorlar da susamaya... |
|
İnebolu'nun içindeki Şerife Bacı Anıtı |
|
İnebolu - Abana arası |
|
Abana - Çatalzeytin arası yol, zaman zaman tepelerin üstünden veya arkasından geçiyordu. Bir hafta önce bu bölgeyi vuran sağnak yağışlar bazı yerlerde toprak kaymasına neden olmuş. Yol açılmış fakat heyelanın izleri belli oluyor. Hatta bir kaç yerde çalışmalar hala devam ediyor ve trafik tek şeritten veriliyordu. Zemin kaygan olduğundan ve önümüze ne çıkacağını kestiremediğimizden bu bölgede daha temkinli gidiyoruz. Zaten hızlı gidip de manzarayı kaçırmak olmaz. |
|
|
|
Çatalzeytin Sahili |
|
Çatalzeytin civarında güzel plajlar gördük. Pazar günü olması nedeniyle de epey kalabalık vardı. Plajların karşısı arabalara park olmuş. Çoğu yerde iki araba yan yana geçemiyor. Çatalzeytin'e ulaştığımızda önce benzinlik aradık. Zira Buke'nin yol bilgisayarı 30km sonra ben daha gitmem diyordu. İlçe çıkışı benzinliği bulduk. Benzin aldıktan sonra geri ilçe merkezine döndük. Pompacı çocuktan adını aldığımız Yalı Lokantasını üç dört defa merkez turu atarak bulabildik. Şirin bir esnaf lokantasıydı. Bu arada lokantada komik bir anımız oldu. Tam yemeğimi bitirmiş önümdeki bardağa peçetemi daldırıp kaskın vizörünü siliyordum ki sevgili Deniz aradı. Kızcağız LCD alacakmış bana danışıyordu. Ben de şöyle yap böyle yap derken dalmışım, önümdeki bardağa uzanıp az önce kaskı temizlediğim suyu bir dikişte içiverdim. Bu arada konuşmaya devam ediyorum ama bir donukluk oldu. Alp yerlerde. Hesabı ödeyip ayrıldık daha önümüzde alınacak çok viraj var. |
|
Lokanta civarında gördüğüm sevimli köpek |
|
Ayancık Civarı |
|
Foto Alp |
|
İnceburun sapağı, Foto Alp |
|
Sinop'a yaklaşırken gözüm İnceburun tabelasını
arıyor. Sinop'a yaklaşık 10 km kala tabelayı görüyoruz ve yanından
geçiyoruz. Dönüp sağdan orman yoluna giriyoruz. Bizi önce Akliman
karşılıyor, sonra da meşhur Hamsilos koyu. Ben bu koyun Türkiye'nin tek
fiyordu olduğunu okumuştum ama Vikipedi bunun doğru olmadığını söylüyor: |
|
Akliman |
|
Foto Alp |
|
|
|
|
|
Hamsilos Koyu |
|
Hamsilos'tan sonra İnceburun'u aramaya koyuluyoruz. Garmin'in haritasında nasıl gideceğimiz belli değil. Sora sora yolunu buluyoruz. Çok güzel bir orman yolu. Zemin de fena değil. Aslında yer yer çukurlar var ama Pazartesi gideceğimiz yol ile kıyaslarsak bildiğiniz otoban :). |
|
İnceburun Mevkii |
|
Foto Alp |
|
Navigasyonda işaretli noktaya dikkat |
|
Buke Türkiye'nin en kuzeyinde |
|
Foto Alp |
|
İnceburun Feneri |
|
Foto Alp |
|
Kısa bir yolculuktan sonra İnceburun'a ulaştık. Evet, Anadolu yarımadasının en kuzeyindeydik. Hemen navigasyonun fotoğrafını çektim. Zaten başka işe de yaramadı. Geldiğimiz yol, haritasında kayıtlı değildi. Siz siz olun navigasyon cihazınıza güvenip de Karadeniz yollarına haritasız düşmeyin. Navigasyon en fazla sizi Trabzon'dan Rize'ye götürür. İstanbul ve bir kaç büyük şehir tamam ama Anadolu haritasında hala çok eksik var. Hele bizim gibi gezenler için. |
|
İnceburun Yolu |
|
İnceburun'da biraz vakit geçirdikten sonra ben
navigasyona otelimiz Diyojen'i girdim. Sinop yolunda ilerlerken
hapishane tabelasını gördüm. "Yahu bu hapishane şehrin içinde değil
miydi? Neyse şimdi gidelim bir daha geri dönmeyiz" diye kendi
kendime konuşup sapaktan
daldım. Gayet kocaman ve modern görünüşlü bir bina. Kapısına gidince
bizi bir asker karşıladı. "Gezeceğiz" dedik, "Olmaz" dedi. "Neden?"
dedik, burası yeni hapishaneymiş gezilmezmiş. Biz de fazla ısrarcı
olmadık ve şehir yoluna geri döndük :). |
|
Teyze'nin Yeri |
|
Sinop sahili cıvıl cıvıldı. Ben bu kadar kalabalık
beklemiyordum. Kordon boyunca yürüyüş yapanlar, çay bahçelerinde okey
oynayanlar, çay içenler, dondurma yiyenler ve sahil kasabalarının
vazgeçilmezi çekirdek çitleyenler... |
|
Sinop Mantısı |
|
Yemekten sonra sahilde oturup çay içtik. Zaten Alp
ile dolaştığım zaman iki günde üç aylık çay kotamı dolduruyorum. Biraz
daha sık geziye çıksam çay tiryakisi olacağım :). |
| 2. Bölümün Sonu |
|
|
Copyright
©
Kayıhan Zeybek.
Her hakkı saklıdır. Bu sitedeki fotoğraf ve yazılar izin alınmadan
ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.