|
4 - 14 Kasım 2011 |
|
|
|
7 Kasım Pazartesi Sabah erkenden kahvaltı edip otelden çıkışımızı yaptık. Önümüzde iki saatlik yol var. Didem hemen uyku pozisyonunu aldı. Ben de arabanın el gazını 130km/saate kilitledim. Sınırı geçince hız limiti de ortadan kalktı ama Zafira zaten 160-170km/saati geçmiyor. Rahat bir yolculuktan sonra Rhede, Bocholt'a ulaştık. Esma'nın Zumba dersi verdiği salonu kolayca bulduk. Tam içeri girerken Esma ile karşılaştık. Didem ile sadece internet vasıtasıyla tanışmalarına rağmen çok sıcak bir karşılaşma oldu. Sabah dersi çok kalabalık olmuyormuş. Bizi esas akşam dersine bekliyormuş. Dersten sonra hemen ayrılacağımızı öğrenince oldukça üzüldü. Ders çok eğlenceli geçti. Benim için bu genç adam kim diye sordular. Menajer, fotoğrafçı, şoför, koruma diye karşılık verdince güldüler. Dersten sonra Esma bizi bırakmadı ve evine davet etti. Türk insanı her yerde misafirperver. Esma'nın eşi Ersoy bize kahvaltı hazırlamış sağ olsun. Hesapta şöyle bir uğrayıp yola çıkacaktık ama kızlar birbirlerinden ayrılamadılar. En sonunda Esma istemeye istemeye bizi yolcu etti. |
|
|
|
|
|
|
|
Yaklaşık üç saatlik bir yolculuktan sonra saat sekize doğru Weyhe'ye ulaştık. Tüm Birben ailesi kapıda bizi karşıladı. Kağan sevinç çığlıkları atarak yanımıza geldi. Dinazor oynayalım mı? Dur Bismillah daha eve girmedik :). Ve yeniden huzur dolu ikinci evimdeyim. Volkan'ın doğum gününü kutladık. Hem de Kağan'ın en sevdiği tatlı olan tramisu eşliğinde. Volkan'a İstanbul'dan yeni sezon bir Galatasaray forması almış, sırtına da ismini yazdırmıştık. Kağan formayı görünce bana yok mu forma diye hayıflandı. Koşuşturmayla geçen 4 günün ardından Salı ve Çarşamba günleri oldukça sakin geçti. Biraz çevreyi gezdik, biraz da Didem'in alış veriş kotasını doldurduk. Bu arada Perşembe günü için Apeldoorn, Hollanda'ya Lars'ın dersine gitmeye karar verdik. Aslında yol gözümde büyüyordu ama buralara kadar geldik, Didem'in Zumba gelişimi için ben de elimden geleni yapmak istedim. Bu arada Nermin de çevredeki spor salonlarında Zumba var mı diye araştırdı sağ olsun. Çarşamba akşamı Didem ile internetten bakınırken Syke'de oldukça iyi bir eğitmen olduğunu keşfetmişler. Telefon edip Perşembe sabahı için randevulaşmışlar. |
|
|
|
|
| 10 Kasım Perşembe Sabah Türk usulü kahvaltı yaptık. Sucuklu yumurta, beyaz peynir, eritme peynirleri, zeytin, domates ve sıcak ekmekler... İçecek mi eh artık çay içer oldum. Şekersiz bir iki bardak rica edeyim. Kahvaltıdan sonra Volkan bizi Syke'ye götürdü. Aslında Nermin ile gidecektik. Hatta Nermin derse de girecekti ama boynu tutulduğu için mecburen evde kaldı. |
|
|
|
|
|
|
|
Bettina bizi çok sıcak karşıladı. Volkanla bekleme salonunda kaldık. Didem Zumba Toning dersine girdi. Bettina sonradan öğrendiğimize göre 50 yaşındaymış ama enerjisine bayıldım. Bir çok genç kızı cebinden çıkarır. Diğer kapıyı açık görünce bir kaç fotoğraf çektim. Son olarak dersin sonunda Bettina ile Didem'i fotoğrafladım. Bu arada Bettina da Didem'i çok beğendi. Yeni bir salon açıyormuş ve istersen hemen gel başla dedi. Böylece Didem Almanya'da ilk iş teklifini almış oldu. Eğer geleceğimizi daha önceden bilseymiş beraber bir ders verirlermiş. Tabi Didem bunları duyunca çok mutlu oldu, benim de koltuklarım kabardı. |
|
|
|
Neşe içinde eve geri döndük. Nermin'in nefis yemekleri ile karnımızı doyurup tekrar yola koyulduk. İstikamet Esma Buran, Bocholt. Üç saat sonra, Garmin sağ olsun, Esma'nın evinin önündeydik. Esma dersinden henüz gelmişti. Apar topar arabaya bindi. Ver elini yeniden Hollanda. Sınır buraya yarım saat uzaklıkta. Wensink Akademi ise Apeldoorn kentinde. O da sınırdan yaklaşık yarım saat çekiyor. |
|
|
|
Derse yarım saat kala Wensink Dans Akademisinin kapısındaydık. Burası bir aile işletmesi. Aslında Latin Dansları öğretiyorlar ama onlar da Zumba'nın popülerliğinden etkilenip Zumba dersleri vermeye başlamışlar. Dersin kalabalıklığından anlayacağınız üzere Zumba burada da oldukça çok seviliyor. Bu arada tesisi çok beğendim. Yalnız ilginç bir şekilde tesiste soyunma odası ve duş yok. Ders bitince duşu evinizde alıyorsunuz. |
|
|
|
Lars oldukça matrak bir eğitmen. Gerçi Zumba zaten oldukça eğlenceli bir egzersiz ama Lars kendinden de bir şeyler katarak dersi daha da eğlenceli hale getiriyor. Ben kenarda kameraman pozisyonunda olmama rağmen sıkılmadım. Dersten sonra klasik fotoğraf çekimi ve karşılıklı iyi dileklerden sonra mutlu ve mesut bir şekilde Wensink Akademi'den ayrıldık. Hollanda'yı arkamızda bırakıp yeniden Almanya'ya, Esma'nın evine döndük. Kızlar hemen derin bir Zumba sohbetine daldı, ben de Lars'in dersinde çektiğim fotoğrafları Didem'in Facebook sayfasına yüklemeye koyuldum. Bu gece burada misafiriz. |
|
|
|
11 Kasım Cuma Esma sabah dersi için güzel bir organizasyon düzenlemiş. Bir okulun spor salonunu ayarlamış. Çalıştığı yerlerdeki öğrencilerinin hepsini davet etmiş. Ayrıca yerel basına da haber vermiş. Derste oldukça eğlenmişler. Ders hem yazılı hem de görsel basında yer alacaktı. Bu arada mişli zaman konuşuyorum çünkü sabahın sekizinde yapılan bu Zumba etkinliğine ben katılmadım. Aslında akşam olsa çok daha kalabalık olabilirdi. Bir çok kişi işe gittiği için üzülerek bu etkinliğe katılamadı. Kızlar eve gelince güzel bir kahvaltı yaptık. Esma ve Ersoy ile vedalaşıp Bremen'e dönüş yoluna koyulduk. |
|
|
|
|
|
12 Kasım Cumartesi Bu sabah ilk defa geç uyandım. Kağan'ın okulu olmadığından hep beraber güzel bir kahvaltı yaptık. Sonra da çarşı, pazar işlerimizi halletmek üzere dışarı çıktık. Önce Kağan'ın kaplumbağasının yeni evi için akvaryum taşı ve süsleri aldık. Oradan WV'ye uğradık. Türkiye'de henüz piyasaya çıkmayan ama Didem'in fotolarından çok beğendiği yeni Beetle'a baktık. Didem gerçeğini görünce arabayı daha çok sevdi. Ne yalan söyleyeyim benim de çok hoşuma gitti. Bir önceki versiyona göre daha kaslı ve erkeksi bir model olmuş. Zevkle kullanabilirim. |
|
|
|
|
|
VW'den sonra şehre indik. Bremen'in tarihi merkezine arabayı park edip gezinmeye başladık. Havanın güneşli olması fırsat bilen bir çok insan dolaşmaya çıkmıştı. Didem H&M ve türevlerini gezerken Volkan ile Kağan'ı kitapçılara götürdük. Küçük adam hemen dinozor kitaplarına koştu. Zaten National Geo'nun karşısına koy sıkılmadan 5 saat aslanları, köpek balıklarını seyretsin. Rüyasına da girmiyor demek. Ama karnı acıkınca Mc Donalds diye tutturdu. Bu aralar Ten Ten koleksiyonu veriyor Mc Donalds'lar. Çocuklar bu küçük oyuncaklar aşkına ebeveynleri hamburger, patates kızartmasına mahkum ediyor. Bizim dönercilerin de bu tarz pazarlama faaliyetlerine girmesi lazım. Şöyle iyi bir döner gibisi var mı? Haydi Kavacık'a, Bayramoğlu'na:). Güneş batınca hava iyice serinledi. Artık eve dönme vakti. Zaten akşam bavulları hazırlayıp erken yatacaktık zira yarın sabah erkenden yola çıkacağız. |
|
|
|
|
|
|
|
13 Kasım Pazar Sabahın dört buçuğunda çalan alarma uyandım. Nermin ve Volkan'a kalkmayın biz gideriz demiştim ama onlar bizden de erken kalkıp bize yolluk hazırlamışlar. Böyle dostlara sahip olmak kolay değil tabi. Gece hava sıfırın altına düştüğünde camlar buz olmuştu. Yine Volkan imdadıma yetişti. Didem'i beklerken camlara buz çözücü sprey sıkıp temizledim. Bavulları da koyduktan sonra yola çıkmaya hazırdık. Birben ailesi ile vedalaşıp zifiri karanlıkta yola koyulduk. Önümüzde dört buçuk saat sürecek bir yol vardı. |
|
|
|
Yaklaşık üç saat sonra mola verdim. Didem'i uyandırıp sandviç uzattım ama midesi bulandığı için yiyemedi. Rengi de atmıştı. Ben sandviçimi hızla yiyip tekrar direksiyon başına geçtim. Az bir yolumuz kalmıştı. Saat dokuz buçuk gibi ZIN Day 37 etkinliğinin yapılacağı Frankfurt fuar alnına geldik. Buraya daha önce iki defa Frankfurt Otomobil Fuarı için gelmiştim. Didem'i kapıda indirip devam edecektim ama Didem'in rahatsızlığı daha da artmıştı. Arabayı park edip, koluna girdim. Beraber etkinlik salonunun önüne geldik. Uzun bir kuyruk vardı. Kuyrukta beklerken Esma da bize katıldı. Kayıt işlemleri tamamlandıktan sonra onlar içeri geçtiler. Ben de şehirde vakit geçirmek üzere arabaya doğru yürümeye başladım. |
|
|
|
Arabaya giderken diğer bir salonda Gezi ve Karavan Fuarı olduğunu gördüm. Merak edip insanların peşine takıldım. Umduğumdan daha büyük bir fuarmış. Her türlü karavanı burada görebilirsiniz. Otobüsleri bile karavan yaptıklarını şaşkınlık içinde gördüm. Fiyatları da 250000 Euro'ya kadar gidiyor. Bu fiyata Almanya'da güzel bir ev alabilirsiniz. Üstelik yıllık %3.5 faiz oranından 20 sene kredi ile. Bir çoğunun içine girip çıktıktan sonra fuar alanını terk edip şehir merkezine gittim. |
|
|
|
|
|
Frankfurt bağlı olduğu Hessen Eyaletinin en büyük şehridir. Almanya'nın ise en büyük beşinci şehri konumundadır. Avrupa'nın en yüksek gökdelenlerine sahiptir. Avrupa'nın en zengin ve en yaşanabilir (Mercer yaşam standardı endeksi) şehirlerinin başında gelmektedir. Avrupa Merkez Bankası da Frankfurt'tadır. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Frankfurt'u daha önce iki kere ziyaret ettiğimden tanıdığım caddelerde şöyle bir tur attıktan sonra nehir kenarına indim. Hava güneşli ama ayazdı. Nehir kenarında tekne turlarını görünce saatimi kontrol ettim. On dakika sonra bir tur başlayacakmış. Daha önceki gelişlerimde tekne turu yapmamıştım. Zamanım da müsait olduğundan bilet alıp nehir gemisine yerleştim. Tur yaklaşık bir saat sürüyor. Eski şehir merkezinden başlayan tur endüstriyel merkezin oralarda sona eriyor. Gemi oradan geri dönüp kalktığı gere geliyor. İsterseniz bu turu iki saatlik de alabilirsiniz ama geniş nehirde o kadar vakit geçirmek bana çok cazip gelmedi. Sonuçta Amsterdam ya da Venedik tarzı bir kanal gezisi değil. Daha çok bizim boğaz gezisine benziyor zira nehir oldukça geniş. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Nehir gezisinden sonra alışveriş caddesi olan Zeil'a doğru yürürken telefonum çaldı. rayan Didem'di. Eğer ZIN Day'e gidersem bana özel bir bileklik verip içeri alacaklarmış, ben de fotoğraf çekecekmişim. Arabayı alıp tekrar Frankfurt Fuar Alanına gittim. Görevli önce almam seni dedim. Sonra Didem'e el kol edince beni saldı içeri. Binlerce ZIN üyesi kocaman bir salonu doldurmuş Tanya ve Gina ile coşuyorlardı. Bu kadar büyük bir grubun ahenkle dans etmesini seyretmek oldukça eğlenceli. Hani dansla neyin çok alakam yoktur ama hiç sıkılmadan bir saate yakın çalışmayı izleyip fotoğraf çektim. Programın sonuna doğru Didem yanıma geldi. Esma ile vedalaşıp otelimize doğru yola koyulduk. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Oteli Garmin sağ olsun kolayca bulduk ama içeri giremedik. Ben internetten butik bir otel seçmiştim. Otel öyle butikmiş ki belli bir saatten sonra çalışan bulamıyorsunuz. Camdaki numarayı arayıp giriş şifresini öğrendim. Kodlayıp içeri girdik. Oda numaramızı da telefonda söyledi otel sahibesi. Anahtar kapının üzerindeymiş :). Eşyalarımızı yerleştirdikten sonra atelden ayrılıp tekrar şehir merkezine indik. Frankfurt caddelerini biraz da karanlıkta arşınladım ama bu sefer Didem ile. Meydandaki Maredo'da et yedikten sonra yine dolaşa dolaşa otele geri döndük. |
|
|
|
|
|
|
|
|
| 14 Kasım Pazartesi Bugün gezimizin son günü. Uçağımız öğleden sonra Düsseldorf'tan kalkıyor. Yolumuzun üzerindeki Köln'e uğrayıp oradan Düsseldorf'a geçecektik. Kahvaltıdan sonra yola koyulduk. Oldukça manzaralı yollardan geçtikten sonra (Didem uyuduğu için göremedi) Köln'e ulaştık. Arabayı meşhur Köln Katedralinin altındaki otoparka bırakıp meydana çıktık. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Köln Almanya'nın en büyük dördüncü şehriymiş. Şehrin en önemli yapısı ise Köln Katedrali. İnşaatı tam 632 yıl (1248-1880) sürmüş olan çift kuleli gotik tarzdaki bu katedral UNESCO Kültür Mirası listesinde yer almaktadır. Katedral o kadar büyüktü ki (157 metre yüksekliğinde) kadraja sığdırmakta zorlandım. İçi de dışı gibi oldukça etkileyici olan bu yapıyı gezdikten sonra Hohe Strasse boyunca Ren Nehrine kadar yürüdük. Bu cadde şehrin önemli alışveriş caddelerinden biri. Cadde boyunca hediyelik eşya mağazaları lokantalar, elektronik eşya dükkanları, giyim kuşam dükkanları bulunuyor. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Öğle yemeğini Nord Sea'de yedikten sonra Düsseldorf'a doğru yola koyulduk. Şehirden çıkarken yaşadığımız trafik sıkışıklığı bizi biraz korkuttuysa da fazla gecikmeden otobana çıktık. Düsseldorf Havalimanına geldiğimizde ise kiralık araba parkını kaçırdık. Havalimanında biaz dolandıktan sonra park yerini bulup arabayı aldığımız yere 2400 km sonra bıraktık. Uçağın kalkmasına bir saatten biraz fazla vardı. Koştura koştura THY kontuarına vardığımızda bizi bir sürpriz bekliyordu. Uçağımız bir buçuk saat rötar yapmıştı. Ve artık uçaktayız. Zumba aşkına on gün süren Avrupa maratonunu arkamızda bırakmıştık. Didem mesleği ile ilgili kendini geliştirme imkanı bulmuş ve yeni arkadaşlar edinmişti. Ben de kadim dostum Volkan ve ailesini ziyaret etmiş, yeni yerler görmüştüm. |
|
|
|
Share | |
|
Yayın Tarihi: 3 Ocak 2012 |
|
Diğer gezi hikayeleri için buraya tıklayın. |
|
Copyright
©
Kayıhan Zeybek. |
|---|