|
|
|
|
Bayram gezmesi adı altında Didemim ile Çanakkale yarımadaları turuna çıktık. Üç gün üç gece Gelibolu ve Biga'yı Bukefalos'un üzerinde gezmenin tadını çıkardık. Diğer Çanakkale seyahatlerimden farklı olarak daha çok manzara ağırlıklı bir gezi oldu. Yine de Abide'ye gidip 243000 şehidimizi anmadan geçmedik. Bu arada eski Çanakkale gezilerim için burayı tıklayabilirsiniz. |
|
![]() 1. Gün Rotası: Erenköy - Mimaroba - Silivri - Tekirdağ - Barbaros - Şarköy - Gelibolu - Eceabat - Abide - Kilitbahir - Çanakkale |
|
|
27 Kasım Cuma |
|
|
Kumbağa - Şarköy arası toprak orman yolu |
|
|
Ve işte toprak orman yolundayız. Sol tarafımız Marmara Denizi, sağ tarafımız orman mutlu ve mesut bir şekilde yol alıyorduk. Çevrede in cin top atıyor. Sadece civarda otlayan keçi sürülerinine çobanlık yapan köpekler var. Hatta bir kaçı bize havlıyor ama Buke oralı bile olmuyor. |
|
|
|
|
|
Civarda otlayan keçiler |
|
|
Sık sık manzara yüzünden nefesim kesildiğinden durup fotoğraf çekiyor, sessizliğin içinde uzaklara dalıyordum. Aslında küçük bir enduro olacak yolda gördüğüm küçük patikalara da dalacağım. Şimdi Buke ile girsem, yol bitse nasıl döndüreceğim arkadaşı. |
|
|
|
|
|
Yine bir fotoğraf molası |
|
|
|
|
|
|
|
|
Bakir sahiller |
|
|
Toprak yolu bitirdikten sonra mıcırlı bir yoldan aşağı sahile indik. Mürefte civarında tekrar asfalt üzerinde yol alamaya başlamıştık. Denizin yanında virajları hızla yutmaya başladık. Ben acıkan karınlar için uygun bir yer bakıyordum ama hem yörenin yabancısı olduğumdan hem de bayramın ilk günü olması nedeniyle gördüğümüz yerlerin kapalı olmasından Şarköy'den epey sonra durabildik. O da Buke'nin susuzluğunu dindirmek için. Biz de benzin istasyonunda bir şeyler atıştırdık. Daha fazla lokanta aramakla uğraşamadım zira toprak yolda umduğumdan daha fazla vakit kaybetmiştik. Daha Abide'ye gidecektik. |
|
|
Şarköy - Gelibolu arası |
|
|
Gelibolu yolu |
|
|
Gelibolu'yu arkamızda bırakıp yarımadayı baştan başa katettik. Eceabat yakınlarında fotoğraf için kısa bir süreliğine durup boğazı çektim. Akşam güneşi iyice alçalmıştı. Bu güzel ışığı kaçırmadan Abide'ye varmak istiyordum. |
|
|
Eceabat yakınları |
|
|
Çanakkale Şehitleri Abidesi |
|
|
Hisarlık Tepesi üzerinde yükselen anıt |
|
|
Ne yazık ki ışığı kaçırdım. Abide önceki gezilerimin aksine oldukça tenhaydı. Rahat rahat fotoğraf çektim. En son geldiğimden beri bazı düzenlemeler yapılmış: Anıtın önünde bulunan temsili şehitlik Kahramanlık Duvarı'nın arkasına taşınmış. Bu arada bu duvarın adı var mı bilemiyorum ama ben Kahramanlık Duvarı demeyi tercih ediyorum. Bir de yedigen şadırvan gibi bir şey yapmışlar. O bölge aydınlatılmadığı için tam olarak ne olduğunu, neyi sembolize ettiğini anlayamadım. |
|
|
Tören Meydanı |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Güneşi burada batırdık. Biraz da anıt ve civarının aydınlatma lambalarının yanmasını bekledik. Amacım abideyi gece haliyle fotoğraflamaktı. Bu arada çevrede bizden başka kimse kalmamıştı. Kahramanlık Duvarının önünde ışıkları beklerken tek duyduğum ses rüzgarda ıslık çalan dev Türk Bayrağının çıkardığı sesti. Hava o kadar ılık, gökyüzü o kadar berraktı ki yanımda bir döşeğim olsa oraya serer yıldızları seyrederdim. Neden sonra ışıklar yandı, fotoğraf işini halledip geldiğimiz yoldan ama bu sefer zifiri karanlıkta geri döndük. |
|
|
Ne olduğunu anlayamadığım şey |
|
|
Abide'nin ışıkları |
|
|
Kilitbahir Feribotu öncesi kestane keyfi |
|
|
Kilitbahir'e ulaştığımızda saat altıya geliyordu. Kestanemizi alıp feribota bindik. 15 dakika sonra Çanakkale'deydik. Otelimize yerleşip sahilde tura çıktık. Kordon cıvıl cıvıldı. Fotoğraf makinemi otelde bıraktığım için gece fotoğraflarını yarına bıraktım. Zaten yol yorgunuyduk ve yarın da Biga Yarımadası (Behramkale, Assos) turu bizi bekliyordu. |
|
|
Otelden Kordon Manzarası |
|
|
28 Kasım Cumartesi |
|
![]() 2. Gün Rotası: Çanakkale - İntepe - Ezine - Körüktaşı - Gülpınar - Behramkale - Ayvacık - Ezine - Çanakkale |
|
|
Otelden kordon manzarası |
|
|
Truva filmindeki at |
|
|
|
|
|
Hava yine muhteşemdi. Üzerimde ince bir uzunkollu ile hiç üşümeden kordonu adımladım. Truva atını, Kilitbahir sahillerini fotoğrafladım. Aynalı Çarşı'yı ise yarına bıraktık. Zira karanlığa kalmadan Biga Yarımadası turunu yapmak istiyordum. |
|
|
Karşıda Kilitbahir sahilleri |
|
|
Kordon |
|
|
Saat Kulesi |
|
|
Kısmetini bekleyen kedi |
|
|
Güneş saati |
|
|
Güzelyalı'dan Çanakkale sahillleri |
|
|
|
|
|
Saat on bir civarı Bukefalos'un üzerinde yerimizi aldık. Kepez ve Güzelyalı'yı arkamızda bırakıp Truva'ya ulaştık. Didem de ben de daha önce burayı gördüğümüz için gaz kesmeden devam ettik. Ezine'den sonraki Geyikli kavşağında ana yoldan ayrılıp Körüktaşı istikametine döndük. Yol tarlaların, bağ, bahçelerin içinden kıvrıla kıvrıla akıyordu. Hızlı bir tempo ile Buke virajları yutarken Didem'in kaskı benim kaskıma çarptı. Motora ilk binenler genelde sürücülerine kafa atarlar ama Didem artık usta bir artçı, ne oldu diye yavaşlayınca arkada uyuya kalıp bana kafa attığını öğrendim. Hani heryerde uyuyabildiğini biliyordum da böyle virajlı bir yolda uyumayı nasıl becerdi onu benim aklım almadı. Arka çantaya kemer mi taktırsam acaba? |
|
|
|
|
|
|
|
|
Gülpınar civarı Kuzey Ege sahilleri |
|
|
|
|
|
Gülpınar'ı arkamızda bırakıp
sağdan Babakale köyüne doğru döndük. Amacım Asya
kıtasının en batısı olan Bababurnu'na gitmekti.
Türkiye'nin en batısı ise Gökçeada'da bildiğiniz
gibi. İnşallah oraya da bir sefer yapacağım ama
bir sonraki bahara. |
|
|
Koyunlar |
|
|
Keçiler |
|
|
|
|
|
Babakale Köyü |
|
|
Bademli - Behramkale arası |
|
|
Bademli - Behramkale arası da oldukça keyifli bir yoldu. Daha uzun düzlükler ve hızlı virajlar vardı. Derken tepenin başında Behramkale gözüktü. Beldeye hızlı bir giriş yapıp motoru parkettikten sonra antik şehir gezmeden önce birer gözleme yedik. Tabi Şile yolundaki gözlemeleri aradık ama aç Kayı da oynamazki. |
|
|
Tepede Behramkale |
|
|
Assos antik kenti
|
|
|
Behramkale meydan |
|
|
Batı Nekropolü (mezarlık)
|
|
|
Taş evler taş sokaklar |
|
|
Assos kazılarını yöneten ve bu yazımızda yararlandığımız Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu günümüz batı dünyasında cenazelerde kadınların tül (peçe) takmasının kökeninde bu dönemdeki inancın olduğunu söylüyor.
|
|
|
|
|
|
Önce tarihe yolculuk Adı biraz tartışmalı. Mesela Homeros Assos adından hiç sözetmez. Troia'nın destekçilerinden sözederken Pedesa'dan söz eder. Strabon ise II. Yy'da Pedesa'ya gittiğinde buranın terk edilmiş bir kent olduğundan sözediyor. Oysa Assos'un tarihi boyunca her zaman iskan gördüğü biliniyor. O zaman Pedasa bir başka yer olmalı. 6. yy'da Assos paralarının üzerinde Assi yazılı. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu ad Helence değildir, Anadolulu yerli bir addır. Kent bir volkan konisi üzerine yerleşmiş. Güneye, denize doğru teraslarla iniyordu. Bugünkü köy ise kuzeyde. Türkler bölgeye geldiklerinden başlayarak güneye doğru yerleşim kurmamışlar. Bunun korsanlardan korunmak için olduğu anlaşılıyor. Oysa Antik dönemde kent denize bakıyor ve Ege'nin ünlü İmbat rüzgarını alıyordu. Antik kentin etrafı dört km'lik surla çevrili. Surların bir kısmı yokolmuş. İ.Ö. 6. yy'dan beri surlarla çevrili olduğu biliniyor. |
|
|
|
|
|
Antik liman |
|
|
En son dönem surları 4. yy'a ait. Bunlar onarılarak Roma döneminde de kullanılmış. Günümüzde de önemli ölçüde ayakta, iyi durumda.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Akropol (yukarı kent) |
|
|
|
|
|
Tiyatro |
|
|
Tiyatro |
|
|
Tiyatro |
|
|
|
|
|
Limana oldukça dik ve virajlı bir yoldan indik. Buke'yi bir otelin avlusuna bırakıp bu şirin beldeyi fotoğrafladık. Şansımıza çok güzel bir akşam güneşi vardı. Aslında güneşi yemek yerken batırma niyetindeydik ama lokantaların eleman sıkıntısı var. On beş dakika oturduktan sonra garson marson gelmeyince ben görevlinin birine haber verdim. tamam dediler ama yine gelen giden olmadı. Biz de yemeği Çanakkale'de yemeye karar verdik. |
|
|
Antik Limana inen yol |
|
|
Didem @ Assos |
|
|
Assos |
|
|
|
|
|
|
|
|
Dönüşü Ayvacık üzerinden yaptık. Yaklaşık bir saat sonra otelin önündeydik. Akşam yemeği için hazırlanıp bu sefer fotoğraf makinemi de alarak kordona çıktık. Amacım akşam yemeğini Çanakkale'nin ünlü balık lokantası Yalova Restaurant'ta yemekti. Boğazda, Kilitbahir'e doğru balığınızı yiyebilirsiniz tabi yer ayırttıysanız. Biz yer ayırtmadığımız için daha manzarasız bir masada oturduk. Mezeler fena değildi ama yediğim lüfer oldukça başarılıydı. Hatta son zamanlarda yediğim en güzel lüferdi. Fiyatlar İstanbul için normal, Çanakkale için ise pahalıydı. |
|
|
Truva atı |
|
|
Kilitbahir Kalesi |
|
|
Yemek çıkışı ben fotoğraf çekerken Didem de sağ olsun bana yardımcı oldu. Yeri geldiğinde lensimi taşıdı, yeri geldiğinde bana fikir verdi. Hatta üç ayak olmayı bile teklif etti :). Güzel bir günü daha arkamızda bırakmıştık. Yarın dönüş yolunda olacağız. |
|
|
|
|
|
29 Kasım Pazar |
|
![]() 3. gün rota: Çanakkale - Çan - Biga - Bandırma - Karacabey - Bursa - Yalova - Pendik - Erenköy |
|
|
|
|
|
Kordonda biraz yürüyüp fotoğraf çektikten sonra küçük bir pastahanede karnımızı doyurduk. Aslında sevmem kahvaltıda börek çörek yemeyi ama otel bizi bu kötü yola itti. Ah ah Berceste kahvaltıları, Şile yolu gözlemecileri neredesiniz? |
|
|
Boğazın feribotları |
|
|
Gazi Toplar |
|
|
Kahvaltıdan sonra rotamızı şehrin meşhur çarşısına, Aynalı Çarşı'ya, çevirdik. İçinde biraz dolandık. Didem kendine güzel bir bere aldı. Çok da yakıştı. |
|
|
Cumhuriyet Bulvarı |
|
|
|
|
|
Aynalı Çarşı |
|
|
AYNALI ÇARŞI
Tarihçe:
1889
yılında
İkinci
Abdülhamid’in
padişahlığı
sırasında, Çanakkale’nin
önde
gelen
Yahudi
ailelerinden
birinin
üyesi
İlya
Halyo
tarafından
inşa
ettirilmiştir. Doğrulanamayan
bir
iddia
ise
çok
daha
önceleri
yapıldığıdır. Evliya
Çelebi’nin
Seyahatnamesinde
Çarşı’dan
söz
edilmektedir. İlya
Halyo
ise
sözkonusu
çarşıyı
onartmış
ve
kullanıma
açmış
olabilir.
Çarşı Mart
1915’de
Gelibolu
çıkartması
sırasında
bombardıman
ve
yangınlarla
tahrip
olmuş. 1918-1921
yıllarında
İngilizlerin
Çanakkale’yi
işgali
sırasında,
İngilizler
atlarının
barınacağı
mekan
olarak
“Aynalı
Çarşı’yı
uygun
görmüşler
ve
“ahır”
olarak
kullanmışlardır.
1921’den
sonra
bir
dönem, giriş
kapısı
dışında
büyük
ölçüde
yıkık
kalmış
ve
çarşı
olarak
kullanılmamıştır.
Resmi
kayıtlarda
bedesten
arsası
olarak
yer
almaktadır. Daha
sonra
arsaya
14
dükkan
inşa
edilmiştir.
1934’de
Yahudilere
yönelik
saldırı
ve
yağma
olayları
sırasında
kapının
üzerinde
yer
alan
kitabe
sıvayla
kapatılmış, 1967
yılında
Sadi
Fenercigil’in
başkanlığında
sırasında
temizlenmiş
ve
bugünkü
görünümü
ortaya
çıkmıştır. Aynı
yıl
kadastro
uygulaması
yapılarak
çarşının
krokisi
çizilmiştir. |
|
|
|
|
|
Aynalı
Çarşı
“Aynalı”
mı
? (Sözcük
Kökeni) :
Çarşı
içinde
eskiden
atlar
için
koşum
ve
süs
eşyası
yapan
dükkanlar
yer
alıyordu. “Ayna”
denilen
“at
gözlüklerinin”
çarşıda
satılmasından
dolayı
bir
tür
benzetme
olarak
“Aynalı
Çarşı”
adının
kullanılmakta
olduğu
sanılmaktadır. Bu
durumda
bugün
mevcut
çarşının
girişine
yerleştirilen
büyük
boy
aynalarının
Çarşı'nın
özgün
yapısıyla
ilgisi
bulunmamaktadır.
“Çanakkale
içinde
Aynalı
Çarşı
Ana
ben
gidiyom, düşmana
karşı...”
Türküyü
ilk
kez
Çanakkale
Savaşlarına
katılan
Kastamonulu
bir
askerin
söylediği
bilinmektedir.
Buradan
daha
Birinci
Dünya
Savaşı
sırasında
“Aynalı
Çarşı”
olarak
anıldığı
anlaşılabilir.
|
|
|
Bayram çocukları |
|
|
Aynalı Çarşı'dan çıktıktan sonra şuursuzca ara sokaklara daldık. Kendimizi şehrin varoşunda bulmuştuk. Evler de sokaklar da bakımsızdı. Derken bayramlıklarını giyip sokakta dolaşan bir çocuk ve arkadaşı yanıma geldi. "Ağabey bizim fotoğrafımızı çeker misin?" dedi. "Tabi çekerim de ne yapacaksın mail adresin var mı?" diye sordum; "Sen çek yeter" dedi. "Haydi biraz gül" dediysem de aynı ciddi ifadeyle pozunu verdi. Çekildikten sonra da fotoğrafı görmek istediler. İşte o zaman yüzü güldü. Ama kareyi ben değil Didem yakaladı. Aferin aferin öğreneceksin sen de bu işi. |
|
![]() |
|
|
Kara kara bulutlar geliyor |
|
|
Varoşlarda dolaşırken kaybolduk sonra bir kestane arabası gördüm. Takıldık peşine. Tahmin ettiğim gibi bizi döne dolaştıra limana çıkardı. Hava kapatmaya başlamıştı. Kara kara bulutları görünce denizde taş kaydırmaya çalışan Didem'e dönüp "Haydi bakalım yolcu yolunda gerek, yağmura yakalanmadan yola çıkalım" dedim. Otele dönüp çıkış işlemlerini hallettik ve işte yine Buke'nin üzerindeyiz. |
|
|
Didem yeni beresiyle manzaraya karşı |
|
|
Taş sektirmek için uygun çakıl taşı arama işleri |
|
|
Atikhisar Baraj Gölü |
|
|
İlk hedefimiz daha önce hiç geçmediğim Çan. Yol oldukça manzaralıydı. Özellikle Çanakkale'den çıkarken iki yanı çınar ağacı olan dar asfalt yola bayıldım. İyi ki bu rotayı çizmişim. Şehirden çıktıktan sonra sağ tarafımızda Atikhisar Baraj Gölü'nü gördük. Tabi hemen bir fotoğraf molası verdik. |
|
|
Sarıçay |
|
|
Çan - Biga arası da yine manzaraya doyduğumuz yollardan biri oldu. Biga'dan Bandırma'ya kadar daha kalabalık bir yol bizi bekliyordu. Aslında vakit olsa Gönen yoluna sapacaktım. Küçükken anneannemle gitmiştim bu şirin kaplıca kasabasına. Akşamları ninemle kurbağa kovalamaya giderdim. O zamandan beri görmemiştim. Başka bir sefere artık. |
|
|
Çan - Biga arası |
|
|
|
|
|
Saat üçe doğru Aslı'nın
memleketi Bandırma'ya ulaşmıştık. Bandırma benim
çok sevdiğim şirin bir sahil kenti. Geçtiğimiz
senelerde daha sık gelirdim. Selçuk ile zıpkına
neyin giderdik. Sonra ben kendi parmağımı
vurunca zıpkın işinden soğudum. |
|
|
Tarihi Bandırma Döner Kebapçısı |
|
|
Çok acıktım bakışı |
|
|
İskenderleri hüpletip dörde doğru tekrar yola koyulduk. Buradan sonra bölünmüş yol olduğundan daha hızlı bir tempo ile yol alıyorduk. Amacım 17:45 Yalova-Pendik feribotuna yetişmekti. Bursa'ya doğru hava kararınca ben hızımı arttırdım. Saat beşi beş geçe Demirtaş civarındaydım. Geçen hafta yine bu saatlerde Alp ile feribot peşindeydik. Demek feribota yetişebileceğiz diye düşündüm ama trafik bayramdan mı neden daha kalabalıktı. Yine de feribotu yakaladım. Zaten biz bindik kapaklar kapandı. Eve geldiğimde takometre 1020km'yi gösteriyordu. Böylece güzel bir gezi daha Yol Hikayeleri'nde yerini almış oldu. |
|
|
Dönüş feribotumuz |
|
| |
|
Diğer gezi hikayeleri için buraya
tıklayın. YayınTarihi: 8 Aralık 2009 |
Copyright ©
Kayıhan Zeybek.
Her hakkı saklıdır. Bu sitedeki
fotoğraf
ve yazılar izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.