|
26 Aralık 2008 - 2 Ocak 2009 |
|
Volkan ile nette konuşurken birden
yeni yılı Bremen'de karşılamaya karar verdim. Öylesine,
doğaçlama olarak Almanya'ya gidiyordum. Biletimi Cuma-Cuma Bremen olarak
internetten aldıktan sonra Volkan'a mail attım. Bütün bu işler yarım
saat içinde olup bitmişti. Hem kadim dostumu ziyaret edecektim hem de
herşeyden uzaklaşıp biraz kafa dinleyecektim. Klasik olarak cep
telefonumu yine yurtdışına açtırmadım. Sadece mail. Ne de olsa yazmayı
konuşmaktan daha çok seviyorum. |
|
|
|
Almanya için güneşli, güzel bir kış günü. Noel
tatilinin son günü olduğundan bugün her yer kapalı. Kağan'ı da
yanımıza alıp yürüyüşe çıktık. Yumurcak güzel öğrenmiş bisiklete binmeyi. Bizi
arkasında bırakıp bastı gitti. Bu sırada gelen geçene laf atmayı da
ihmal etmedi. Bu gidişle girişkenlikte dayısını bile geçecek. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Cumartesiyi alışveriş günü olarak değerlendirdik. Ama gelin görün ki hem Euro çıkmış hem de herşey pahalanmış. Koca Nike Outlet'ten bir çöp alamadım. Fiyatlar İstanbul'daki normal Nike'lardan bile daha pahalıydı. Ama bir bisikletçiye gittik ki sormayın. Üstelik bir köşesini de motosiklet ekipmanlarına ayırmışlar. Beni sabah bırakın akşam alın. O kadar büyük. İçinde bisiklete binip dolaşabiliyorsunuz. Ayrıca bir de özel bisiklet test yeri var. Burada bisikletle hoplama zıplama yapabiliyorsunuz. İstanbul'da arayıp bulamadığım su şişelerinden aldım. Bir sarı bir de kırmızı. Cim Bom oley :). |
|
|
|
Pazar günü erkenden ayaktaydım. Havasından mı
suyundan mı bilinmez geç de yatsam erkenden kalkıyordum. Akşamları
kitap okuyor, uykuya dalmadan önce, kafamda çözüm sırasını
bekleyen düşünceler eşliğinde, çatı penceremden yıldızları
seyrediyordum. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Pazartesi gününü yine alışveriş ile geçirdik. Bu arada
Bremen BMW'de, istediğim motosiklet montunun Türkiye'den 1 Euro pahalı
olduğunu görünce beni bir gülme aldı. Artık montun Türkiye'de indirime
girmesini bekleyeceğiz. Keza Louis'te de uygun bir şey bulamadım. Alp için bir
tane çakmak soketi alıp çıktım. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Sea Life'tan çıkıp yolun karşısındaki Herrenhauser Garten'a giriyoruz. Geçen sonbahar burayı gezmiş ve sitede bir önceki yol hikayesinde yayınlamıştım. Sonbahar ile kışı karşılaştırmak için bir kaç fotoğraf çektim. Aslında Mayıs ayında Berlin'de düzenlenecek olan Euroleague Final 4 organizasyonuna gitme niyetim var. Olur da gidersem bir de ilkbaharda fotoğraflarım bu muhteşem barok bahçeyi. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Çarşamba yılbaşı gecesi olduğundan mağazalar öğlene kadar açıktı. Biz de sabah erkenden çıkıp son alışveriş turumuzu attık. Eve gelince ben çektiğim fotoğraflardan seçim yapıp yılbaşı tebriklerimi hazırladım. Aslında iki tane hazırladım. Biri zaten yukarda var, diğeri güzel bir tül efektli şelale. Vakti zamanında Yedigöller'de çekmiştim. Bir de cep telefonu için flashlı, yanar dönerli, havai fişekli bir mesaj hazırladım ama beceriksiz BB oynatamamış o da ayrı. Ne varsa sende var HaTiCe :). |
|
|
|
Saat on bir gibi Volkan ile Bremen'e gittik. Amacımız şehir meydanındaki sokak kutlamalarına katılmaktı. Meydana ulaştığımızda insanlar yavaş yavaş toplanıyorlardı. Kendimize güzel bir yer bulduk. Sırtımızı da duvara verdik ki bir fişek kazasına kurban gitmeyelim :). Ben oradayken hep eksi yedi, sekiz giden hava yumuşamıştı. Eksi bir falandı :). İçime motosiklet içliğimi giymiştim. Gelenlerin ellerinde içki şişileri, sırtlarında havai fişekler vardı. Gece yarısına doğru şenlik başladı. Meydan patlama çığlıklarıyla inlerken, karanlık geceyi binbir renkle aydınlatan havai fişekler, gözlerimize güzel bir ziyafet çekti. Bu şekilde yeni yılı karşıladık. Soğuğun izin verdiği ölçüde gösterileri izledik. Sonra evimizin yolunu tuttuk. Yine çatı katında yıldızları seyrediyordum. Ama artık 2009 yılındaydım. Yeni umutlar, yeni beklentiler... Yeni yılın herkese hayırlı olmasını dilerim. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yeni yılın ilk günü. Haliyle heryer kapalı. Öğlen gibi Weser ırmağının kenarına gittik. Burada insanların haftasonu evleri var. Küçük arsalara, küçük kulübeler kondurmuşlar. Haftasonları Almanlar bu evlerine gelip bahçeleri ile uğraşıyorlarmış. Irmak boyunca yürüyüş ve bisiklet yolları var. İnsanlar soğuk havaya rağmen spor yapıyorlardı. Benim de canım bisiklete binmek istedi. Zaten İstanbul'da 3-4 haftadır binemiyorum. Yanılmıyorsam en son bayramda binmiştim. |
|
|
|
|
|
|
|
Nehir kıyısında biraz vakit geçirdikten sonra hava kararırken şehre indik. Beni burada bir sürpriz bekliyordu. Yılbaşında ve öncesinde ışıkları yanmayan meydandaki koca çam ağacı ışıl ışıldı. Hemen o hevesle fotoğrafını çektim. Asırlık hükümet binasının önünden geçen tramvayı çekmeyi kafama koymuştum. Bu bina Dünya mirasından sayılıyormuş. İlk tramvayı kaçırdım. İkincisini de başka bir yeri fotoğraflarken kaçırdım. En sonunda üçüncü denemede tramvayı yakalayabildim. Böylece yeni ve eskiyi aynı karede yakalamış oldum :). Meydandaki son poz ise Bremen Mızıkacıları'na gitti. Bu arada parmaklarım o kadar çok üşümüş ki denklanşöre zor bastım. Eve gidene kadar sızlama geçmeyecekti. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Cuma İstanbul'a dönüş günüydü. Kahvaltıdan sonra Bremen Havalimanı'na gittik. Yine çıkış koltuğu alınca sevindim. Volkan ile bir kahve içip vedalaştım. Hoşça kal Bremen. Şansıma yan koltuğum da boştu. Rahat bir yolculuktan sonra İstanbul'a indim. Hava yağmurluydu ama 6 derecelik hava sıcaklığı bende meltem etkisi yaptı :). Ne de olsa hava 14 derece daha sıcaktı. Sonuç olarak az gezmeli bol kafa dinlemeli bir gezi oldu. Beni en iyi şekilde ağırlayan Birben ailesine buradan teşekkür ediyor ve sevgilerimi gönderiyorum. |
|
Share | |
|
Diğer gezi hikayeleri için buraya
tıklayın. |
Copyright
©
Kayıhan Zeybek.
Her hakkı saklıdır. Bu sitedeki fotoğraf ve yazılar izin alınmadan
ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.