|
|
|
2007 Ramazan Bayramı'nda gittiğim
Kızıldeniz
seyahati, benim için dalış serüvenimin tepe noktası olmuştu. O
canlılığı, renk cümbüşünü gördükten sonra açıkçası Türkiye'de dalış
yapmak bana elzem gelmiyordu. Bu yüzden de 2008 yılını hiç dalış
yapmadan geçirdim. |
![]() İstanbul - Ayvalık Güzergahımız |
|
Cuma akşamı spor sonrası eve gelip dalış
ekipmanlarımı toparladım. Bir seneyi aşkın süredir dalmadığım için her
biri başka bir köşeden çıktı. Akşam erkenden yattım, zira saat 03:30 da
Ahmet ve Özgür beni evden alacak ve yola koyulacaktık. |
|
Susurluk |
|
Meşhur ayran ve tost |
|
Teknenin kalkmasına 15 dakika kala, dokuz çeyrek itibariyle, limana ulaştık. Bizim dalış teknesi hemen kendini belli etti. Kızıldeniz dahil, şimdiye kadar bindiğim en büyük dalış teknesiydi. 25-26 metre boyunda oldukça ferah bir tekne. Bir de üst katta güneşlenme minderleri olaydı tam olacaktı. Şansımıza fazla dalıcı da yoktu. Geniş geniş yayıldık tekneye. Gece az uyuduğumdan dalış saatine kadar dinlenmeye çekildim. |
|
Dalış Teknemiz |
|
Ayvalık İç Liman |
|
|
|
|
|
Buddyler |
|
|
![]() Ayvalık Dalış Noktaları |
|
İlk dalış noktamız olan İncirli Adası civarına, bir saat içinde ulaştık. Meteorolojide poyraz fırtınası görüp korkmuştuk fakat hava çok güzeldi. Deniz çok az kırçıllıydı ama teknemiz büyük olduğundan biz etkilenmiyorduk. Ekipmanı hazırlarken eldivenleri evde unuttuğumu gördüm. Neyse ki Ahmet hızır gibi yetişip yedek eldivenlerini bana tahsis etti. |
|
ve dalışlar başlar... |
|
|
|
Uykusuzluktan biraz başım ağrıyordu. Ama suya girip, ıslak elbisemin içine Kuzey Ege'nin serin, lacivert suları dolmaya başladığında başımın ağrısı denize karışıp bedenimi terketti. İşte yine denizin kollarında derin maviye doğru yol alıyordum. Dalış, BC'min (seviye yeleği) hava kaçırması haricinde olaysız geçti. BC yüzünden yüzerlik ayarımı iyi yapamayınca biraz fazla hava tükettim. Zaten 1.5 senedir dalmıyordum ve yeniden dalmanın verdiği heyecan nedeniyle de hava tüketimimin artması normal karşılanmalı. Tabi Ahmet ve Özgür'ün nargile şakalarına da maruz kalmadım değil. Bilmeyenler için anlatayım: Nargile sözcüğünü, dalış camiasında çok hava tüketenler için kullanırlar. |
|
Böcek |
|
Yumuşak Mercanlar |
|
|
|
Kayı |
|
Güvenlik dekosu |
|
Dalış sonu |
|
|
|
İkinci dalışa kadar yemek yiyip, teknenin terasında
kitap okuyup, müzik dinledim. Hatta biraz da şekerleme yaptım. Güneşe
fazla çıkmamamaya çalışıyordum. Üzerimde 30 faktör koruyucu krem
olmasına rağmen yanıyordum. Zaten herşeyin fazlası zarar. Teknede gazete
okurken bir haber dikkatimi çekti. Almanya'da her yıl 120 bin kişi cilt
kanserine yakalanıyormuş. Sebep olarak solaryumlar gösterilmiş, hatta 18
yaşından küçüklerin solaryuma girmesinin yasaklanması düşünülüyormuş.
Hayatımda solaryuma gitmedim, gitmem de. Güneşi de zaten kararında
seviyorum. Ha yine rengim çabuk dönüyor ama o da Allah vergisi bir
güzellik ne yapalım :). |
|
Ahtapot |
|
Ahtapot |
|
|
|
|
|
Resif turları |
|
|
|
Dalış mahmurluğu içindeki arkideşler |
|
|
|
|
|
Sanat için soyunan Ahmet |
|
Dalışları bitirip limana doğru yola koyulduk. Akşam
güneşini üzerine alan Ayvalık, tüm şirinliğiyle fotoğraf için malzeme
veriyordu. Kurt gibi acıkmıştık. |
|
Sarımsaklı |
|
Sarımsaklı |
|
Öndeki siyah atletli Cunda Rambosuna dikkat :) |
|
Lokmadan sonra biraz daha sokaklarda turladık. Fakat hem dalışın yorgunluğu hem de uykusuzluk bir araya gelince otele gidip yattık. Ben gece 3 civarı gürültülere uyandım. Elimi yatağımın kenarında duran gidona attım, ama o da ne gidon falan yok burada. Hırsızlar kapıyı mı zorluyor? Neredeyim ben? Ulen burası benim odam değil ki :). Nasıl bir uyku sersemliğiyse Ayvalık'ta bir otel odasında olduğumu anlamam epey bir vakit aldı. Ayağımı kaşıya kaşıya ışığı yakıp beni yiyen sineği öldürdüm. İyi ki Amerika Başkanı değilim yoksa hayvan hakları savunucularının hedefi olabilirdim. Çünkü burada doğru olan sineği yakalayıp camdan dışarı salmak :). |
|
Çevirebilen beri gelsin: Elevator is that 3 people. |
|
21 Haziran: 2. Gün |
|
Özgür |
|
|
|
Yemekten sonra Özgür ile animasyon çektik: Teknenin
üst katından koşa koşa denize çivileme çakılma :). Bir süre havada
süzülüyorsunuz ya o benim için büyük keyif. Mutlaka bir gün paraşütle
serbest atlamak istiyorum. Onat, İsocan hani götürecektiniz beni
paraşüte :). |
|
|
|
|
|
|
|
Ahtapot |
|
Özgür ve ben dalışlarımızı bitirip dinlenmeye
çekildik. Ahmet'in askerliği çoktu. İki yıldız eğitmen olduğu için
tekneye yardım amacıyla 4 kişiyi daldırdı. Son daldırdığı adam da
problemliymiş. Suyun altında adam çırpınmış, hatta Ahmet'in regülatörünü
neredeyse çıkarmış. Yüzeye çıkınca nefes alamadığını söylemiş. Tamamen
psiklojik ve kilo fazlalığı. Kilo çok olunca vücut çabuk yoruluyor. İki
palet vurunca adam tıkanmış. Panikleyince de bu istenmeyen durum meydana
gelmiş. |
|
Ayvalık liman bölgesi |
|
Tekne limana girdiğinde saat yediyi on geçiyordu. Tam
üç buçuk saatimiz vardı Yalova'ya varmak için. Direksiyona Özgür geçti
ve gaz pedalını tabana yasladı. Hızlı bir tempo ile yol almaya başladık.
Balıkesir'i dokuz itibariyle arkamızda bırakmıştık. Tempomuzu
koruyabilirsek feribota yetişecektik fakat Bursa'ya yetmiş
kilometre kala
trafik birden durdu. Yol çalışması nedeniyle 20 dakika kaybedince
feribota yetişme hayallerimiz de suya düştü. Şimdi işin yoksa
Topçular'a git kuyrukta bekle. |
| Diğer gezi hikayeleri için buraya
tıklayın. Yayın Tarihi: 22 Haziran 2009 |
Copyright
©
Kayıhan Zeybek.
Her hakkı saklıdır. Bu sitedeki fotoğraf ve yazılar izin alınmadan
ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.