|
Her askere alınma döneminde henüz askerliğini
yapmamış arkadaşlar bana "Askere giderken yanımıza ne alalım?" diye sorarlar. Ben
de elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışır alınması gerekenlerin bir
listesini yaparım. Her seferinde yeni bir liste
yapacağıma güzel bir liste yapıp sitede yayınlayayım diye düşündüm. Ben
askerliğimi kısa dönem havacı olarak yaptım. O yüzden burada yazdıklarım
yedek subaylara, uzun dönemlere ve dövizle askerlik yapanlara uymayabilir. Yine de genel herkesi kapsayan bir liste sayılır. Listeyi
hazırlarken bazı eşyaların ne işe yaradığını da yanına yazdım. Bazı
arkadaşlara vatka dediğimde hiç bir çağrışım yapmıyor ama botları giydikten
sonra "Ah bir şey olsa da botun arkasına koysam " diyebiliyorlar. Yine
listeyi yaparken kolaylık sağlaması açısından eşyaları kullanış amaçlarına
göre gruplandırdım. Kısa dönem askere gidenler için hangi mevsim askere
gidildiği de önemli. Mevsimlik eşyaları da ayrıca belirttim. Umarım bu
listenin bir yardımı olur. Şimdiden hayırlı tezkereler.
Emekli Hava Piyade Çavuş Kayıhan ZEYBEK
-
Kişisel Bakım
-
Tırnak makası
-
Küçük bir ayna: Koğuşta traş keyfi yaşatır.
-
Cebinizde taşıyabileceğiniz büyüklükte
ıslak ve kolonyalı mendiller: Her derde deva
-
Cımbız: Bir çok işe yarıyor
-
Pilli traş makinesi: Lavabolarda kuyruk
olacaktır. Pilli olursa şarj derdi de olmaz. Eğer kullanamıyorsanız
traş takımınız. Köpük tercih edebilirsiniz.
-
Diş fırçası ve macunu. Diş fırçasını
seçerken kendinden kılıfı olanlardan alırsanız daha hijyenik olur.
-
Kuvvetli bir el kremi. Neutrogena tavsiye
edilir.
-
Genel bir nemlendirici krem. Ben Nivea'nın
Body Milk inden almıştım. Kışın özellikle karasal iklime sahip yerlerde
vücut kuruyor. Yazın da güneşten yanan cildi ferahlatıyor.
-
Güneş kremi. Mevsimine göre çok gerekli.
Saatlerce arazide dikiliyorsunuz. Kulaklar ve burun su toplayıp acı
veriyor.
-
Dudaklar için Nivea dudak kremi. Yaz kış
gerekli.
-
Ayaklar için Scholl ayak pudrası ve spreyi:
Her gece yatmadan ayaklar yıkanacak. İyice kurutulup pudralanacak.
Sabahları da sprey sıkılıp bot öyle giyilecek. Botun içine de sprey sıkılabilir. Mantar ve ayak pişiği en sık
rastlanan iş hastalığı. Ayaklar bütün gün botun içinde pişiyor.
Özellikle
sıcak mevsimde daha dikkatli olmak lazım.
-
Çeşitli boylarda yara bandı. Özellikle ayak
için olanlardan da alın. Bot vurabilir.
-
Sandy nin cep tipi sıvı sabunlarından
bulabilirseniz çok iyi olur. Her yerde kullanabilirsiniz.
-
Şampuan ve vücut şampuanı, naylon banyo
lifi. Bütün bunları da bir plastik kutuya koyarsanız hepsi bir arada
olur. Banyo lifini özellikle
naylon alın. Diğerlerini kurutmak zor.
-
Deodorant: isteğe bağlı. Kime güzel
kokacaksınız ki?
-
Lastik banyo tipi terlik. Tabanı çok ince
olmasın. Su birikintilerinden sizi korusun.
-
Havlu kağıt, selpak ve tuvalet kağıdı. Her
zaman yeteri kadarını dolabınızda hazır bulundurun. Çoğu tuvalette kağıt
yok.
-
Havlular: banyo, yüz, ayak. (yüz ve ayak
için ben daha çok havlu kağıt kullanıyordum. Normal havlular çok çabuk
kirleniyor. Koyu renk tercih edebilirsiniz).
-
Plastik cep tipi kolonyalarından: Cebinizde
veya dolabınızda bulunsun. Hem temizlikte hem de devrelere ikramda
önemli bir yeri var.
-
Giyim – kuşam
-
Eşofman takımı. Pamuklu olursa iyi olur.
Pijama da tercih edilebilir ama eşofman daha pratik. Paçaları lastikli
olursa banyoda rahat edersiniz.
-
Bot için tabanlık
-
Bol miktarda siyah çorap. Uzun olursa
iyi olur. Botun içine kaçmaz. Hatta botun üstüne kıvırabilirsiniz.
Mevsime göre pamuklu ya da yün. Gideceğiniz
yer çok soğuksa dağcıların giydiği termal çoraplardan alabilirsiniz.
-
İç çamaşırı. Genelde yeşil renkli.
Denizciler beyaz giyiyor.
-
Mevsime göre termal içlikler. Dağ
malzemeleri satan yerlerden bulabilirsiniz. Teri dışarı atıp kuru
kalanları tercih ederseniz rahat edersiniz.
-
Kirli ve temiz çamaşır torbaları.
-
Yeşil yün eldiven (Kışın gidecekler için)
-
Boyuna asılan para kesesi: para, banka
kartı, dolap anahtarını falan koyuyorsunuz.
-
Gidilen yere göre spor ayakkabısı. Benim
birliğimde spor salonu vardı ve biz de faydalanabiliyorduk.
-
Aksesuarlar
-
Küçük bir çakı: çok işe yarıyor. Meyve
soymaktan tutun da elbisenin atan dikişlerini kesmeye kadar.
-
Küçük çakmak: ip yakabilirsiniz, kepe
düğmeyi yakarak tutturabilirsiniz
-
Tükenmez kalem, kağıt
-
Ben günlük tutmuştum sonradan okuyup gülmek
isterseniz küçük bir defter götürebilirsiniz.
-
Siyah ayakkabı boyası. Ayrıca
cilalı süngerler çok işe yarıyor. Her gün bot boyamaktansa süngerle
silmek çok pratik.
-
Bulaşık eldiveni. Herkes bulaşık
yıkadığından titizseniz götürün. Millet belki güler ama sonra
imrenirler.
-
Kulak tıkacı: horlamalara karşı
-
Göz bandı: her koğuş karanlık olmaz. Bir de
nöbetçiler ışık neyin yakarlar.
-
Küçük cep tipi el feneri: gece tuvalete,
nöbete kalkarken çok rahat oluyor. Yine canınız sıkılır bir şey yazmak
okumak isterseniz imdadınıza koşar.
-
Yastık kılıfı getiren bile gördüm. Bu size
kalmış. Çarşafları falan yıkadıklarında hemen kurumuyor. O zaman çıplak
yastığa baş koyacağınıza kılıfı
kullanabilirsiniz. Ya da havlu koyulabilir. Kılıf kullanırsanız sabah
çıkarmayı unutmayın yoksa yer değiştirir.
-
Bol miktarda çengelli iğne. İri olanları
çarşafı yatağa sabitlemekte kullanabilirsiniz. Böylece her daim gergin
durur. Sabahları düzlerken rahat edersiniz.
-
Ufak dolap kilitleri. Dolaba takmaya izin
vermezlerse çantaya takarsınız. Bazı yerlerde bota da takmak gerekiyor.
-
Yanınıza vitamin, aspirin, soğuk algınlığı
ilacı alın ama girişte beyan etmeyin. Çorapların içine falan saklayın ki
görüp almasınlar. Askerde hastalanırsanız
hiç adını duymadığınız ilaçlardan veriyorlar.
-
Küçük bir dikiş takımı. Bir iki iğne ve
yeşil, siyah, beyaz ip. Üniformaların dikişleri çabuk atıyor. Benim bir
çok arkadaş pantolonlarını ortadan patlattı.
-
Vatka: irili ufaklı birkaç tane. İlk
amaçları bot vurmasın diye çorabın içinden topuk kısmına yerleştirmek.
Ayrıca sabunlayıp temizlik elemanı
olarak da kullanılabilir.
-
Küçük bir elbise fırçası: eğitim ne kadar
ağır olur bilmem ama kışın illaki elbiseler çamur oluyor. Kamuflaja her
zaman kuru temizleme yapacaksınız.
Çamuru gece kurutup sabah fırçalayacaksınız.
-
Birkaç plastik elbise askısı
-
Plastik elbise torbası. Sivillerin üstüne
geçirirsiniz.
-
Gidilen yerdeki bankada hesap. Banka kartı.
-
Telefon kartı. Bunlar da çeşit çeşit o
yüzden gitmeden önce ön araştırma yapmakta fayda var.
-
Pille çalışan cihazlarınız için yedek pil.
-
Vazelin. Ne o hepinizin pis pis güldüğünü
görür gibiyim. Vazelin diyip geçmeyin çok işe yarıyor. Ben botlarıma
sürüyordum. Yumuşacık oluyorlardı.
-
Yasak Olan Ama Sokabilirseniz Sizi Rahat Ettiren Eşyalar
-
Eski bir cep telefonu: Hesapta yasak ama
çoğu kişi de oluyor. Kimseye göstermeden kullanabilirsiniz. Kaptırmaya
karşı içine hazır kart takabilirsiniz.
-
Küçük bir radyo: gece darlanırsanız ya da
nöbette neyin güzel oluyor.
-
Çek at tipi bir fotoğraf makinesi. Hatıra
resim için. Ben normal makine sokmuştum gerçi. Bazı yerlerde yasak. O
yüzden normal makine riski almaya
değmez.
Askerlik Tüyoları
Bunlardan başka dövizle askerlik yapacaklar
pasaportlarını götürüyorlar. Yine herhangi bir ameliyat ya da hastalık
raporu olan da onu götürsün. İcabında spordan muaf tutuluyorlar.
Askerde en problem giysi bot. Bütçeniz müsaitse
askere gitmeden bir bot alıp gündelik hayatta giyin. Bot ayağınıza alışsın.
Böylece askerde vurma, bol gelme derdi olmaz.
Saçlar çoğu yerde 3 numaraya vuruluyor. Eğer
kestirip giderseniz hem berber sırası beklememiş hem de sağınız solunuz kıl
içinde kalmamış olur.
Nereye çıktığınız belli olur olmaz oraya nasıl
gideceğinizi araştırın. Özellikle ohal bölgelerine uçakla gidin. Benim
zamanımda askerler indirimli gidiyorlardı. Toplama kamplarına hazırlıklı
olun. En zor günleriniz orada geçiyor.
Normal şartlar altında nizamiyeden saat 17:00
ye kadar giriş yapabilirsiniz. Sabahın köründe gidip teslim olmanın manası
yok. Gittiğiniz yeri biraz dolaşır yemek yer öyle teslim olursunuz. Bu arada
jandarmalar sizin asker olduğunuzu anlarsa daha otobüsten ya da uçaktan
inince alıp götürürler.
Bir kaç gün geç teslim olabilirsiniz. Özellikle
cumartesi ya da pazar teslim olunca sadece nöbetçi subaylar bulunduğundan
işlemler ağır aksak ilerliyor. Ama zamanında teslim olursanız da daha çabuk
insanlarla kaynaşıp ortama ayak uyduruyorsunuz.
Nizamiyeden girerken gözünüze bir arkadaş
kestirin. Ne kadar çabuk insanlarla kaynaşırsanız o kadar rahat edersiniz.
Sıradan bir asker gibi görünmeye çalışın göze
batmayın. Kalabalığa karışın.
Kulağa hoş gelen görevlere aldanmayın. Benim
dönemimden bir kaç örnek vereyim size. Atom mühendisi aradılar bir kişi el
kaldırdı onu TV kumandasından sorumlu yaptılar. E sınıfı ehliyeti olan
dediler olmayanlar bile el kaldırdı. Onlar da el arabasıyla çuval taşıdılar.
Radyo-Tv mezunu dediler el kaldıranlara sinema bileti sattırdılar.
Sakalınız hızlı uzamıyorsa traşınızı akşamları
olun. Sabah kalk verildikten sonra içtima için yarım saatiniz oluyor. Bu
arada üniformanızı giyecek, yatağınızı toplayacak, tuvalete gideceksiniz.
Tuvalette sıra bekleyeceğinizi de unutmayın.
Psikolojik olarak ilk gittiğiniz hafta genelde
büyük çişinizi yapamıyorsunuz. (Hatta ben arazide bir keresinde küçük çişimi
bile yapamamıştım. Öylece bakınmıştık pisuarla.) Yanınıza kuru kayısı gibi
bağırsakları çalıştırıcı bir şey alın.
Ne kadar kaçsanız da mutlaka angarya görevin
biri gelip sizi bulacaktır. Bu durumda yaptığınız işten zevk almaya bakın.
Oflayarak puflayarak askerlik bitmez. Tabi arada şafak patlatıp of
çekeceksiniz.
Hayatınızda duymadığınız kadar
çok küfürü duymaya
hazır olun. Bazen aralarından çok enteresan küfürler çıkıyor. Bu arada
askerler, sevdiklerine en okkalı küfürleri ederler. (Genelde cinsel organın bir argosu
şeklinde hani toprağım der gibi) Kısa dönemlerden bazıları da zamanla ortama
ayak uydurur bazıları da benim gibi direnir. Hangisi kolayınıza geliyorsa
öyle davranın.
Özellikle İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük
şehirlerde yaşayanlar gerçek Türkiye'yi görmeye hazır olsunlar. Belki
hayatlarında hiç karşılaşmayacakları insanlarla aynı kaseye kaşık
sallayacaklar. Kayseri'de bir uzun dönem er görmüştüm. Adam askerliği çok
seviyor keşke hep asker olsam diyordu. Memleketinde çobanmış. "Orada ne
yatacak yerim ne de böyle güzel yemekler var abi" derdi. "Ben eti burada
gördüm!"
Kısa dönem yapıyorsanız erler ve yedek subaylar
size gıcık olabilir. Özellikle erler daha dün geldin bugün gidiyorsun geyiği
yapmaya bayılırlar. Boşuna ben üniversite okudum falan açıklamalarına
girip kendinizi yormayın he deyin geçin. Biraz daha tecrübelenince siz de
"Ne yapalım senin askerliğin çok" demeye başlarsınız. Yedek subaysanız bu
sefer ast subaylar size gıcık gider. "Ben burada 15 senelik askerim adam 4
ay eğitim almış gelmiş bana emir veriyor" diye düşünürler. Ne de olsa çayda
dem askerde kıdem.
En çok anısı olanlar her zaman dövizli askerlik
yapanlardır. Kısa ama dolu dolu yaşıyorlar askerliği. Adam bir ay askerlik
yapar sanırsın asker doğmuş.
Not: Siz de tüyolarınızı veya eklemek istediklerinizi
siteye yollayabilirsiniz. Böylece yeni askere gidecekler için daha geniş bir
kaynak oluşmuş olur.
|