Askerin Günlüğü

 

22 Aralık 1999, Çarşamba

Geçtiğimiz Pazar ailem ziyaretime geldi. Annemi de babamı da çok özlemişim. Beni oldukça zayıflamış buldular. Bir de soğuktan kararmışım. Lafın kısası kara kuru bir şey olmuşum. Birkaç saat beraberlikten sonra onlar Çağrı’yı ziyarete İzmir’e doğru yola çıktılar. Ben de bana getirdikleri çantayı alıp kös kös koğuşun oradan da ranzaların yolunu tuttum.

Askerlik mi yapıyoruz hamallık mı anlayamadım. Pazar sabahı yeni ranzalarımız geldi, bütün gün onları taşıdık. Ben montaj takımındaydım. Toplam 180 ranza kurduk. Bir o kadarını da dışarı çıkardık. Pazartesi günü ise ikinci koğuşu boşalttık. Oraya tuvalet yapılacakmış. Eğer bize bunu Pazar günü söyleselerdi ikinci koğuşa ranza kurmaz diğer koğuşları da ona göre düzenlerdik. Ama askerlikte mantık aranmaz. Ben, Adil, Burak, Harun, Çağrı birinci koğuşa geçtik. Buranın havasını pek beğenmedim. Ne kadar torpilli varsa buradaydı. Paşa çocukları, Çankaya Belediye Başkanının oğlu, diğer önemli zatların çocukları… Bu arada koğuş nüfusları altmıştan seksene yükseldi. Dolapların hepsi koridora çıktı. Koğuşta adım atacak yer kalmadı.

Akşam annemin getirdiği nefis ıspanaklı börekleri ve Güllüoğlu baklavalarını birer ikişer yuvarladım. Arkadaşlarla midemiz bayram etti. Kalan baklavaları da bizim eğitim çavuşlarına yolladım. Yattıktan sonra Murat Çavuş “Bize tatlı yollayan arkadaş nerede?” diye yatakların arasında dolaşmaya başladı. Ben bozuntuya vermeden uyuyor taklidi yaptım.

Pazartesi 25 metre atışlarımız vardı. Atışlarda başınızda biri duruyor ve genel komutlara uyuyorsunuz. Her şey büyük bir disiplin içinde gerçekleşiyor. Toplam dokuz mermi sıktık. Ben hepsini küçük bir alanda toplamayı başardım. Mito bile beğendi. Bir de Harun Astsubay görseydi. Üç köşe teşkilde benimle epey dalga geçmişti. Bu arada bazı arkadaşların kağıtları tertemiz çıktı. Yandaki arkadaşlarının kağıtlarında ise dokuzdan fazla delik vardı. Millet kendi kağıdı yerine sağındaki solundaki arkadaşlarının kağıdına sıkmış mermileri. Kimi de toprağa.

Salı günü eski ranzaları sundurmadan alıp açıklık bir yere taşıdık. Bu taşıdığım kaçıncı ranza ben de bilmiyorum. Askerlikte ne yaptın diyenlere ranza taşıyıp, monte ettim diyeceğim. Hatta arkadaşlarla aramızda bunu özgeçmişimize koyalım; buradan çıkınca İstikbal Mobilya bizi işe alacakmış diye geyik yapıyorduk. 

Annemlerin getirdiği ilaçlar sayesinde her gün kendimi daha iyi hissediyordum. Ama birinci koğuşa geldiğimden beri sahura kalkamıyorum. Malum dolaplar uzakta kaldı. Gün içinde halsiz oluyorum. Ne zaman yemeğimi yiyorum, ilaçlarımı alıyorum o zaman kendime geliyorum.

Bu sabah hamama gittik. Hesapta kırk dakika yıkanacaktık ama on beş dakika sonra sıcak suyu kestiler. Havalar çok güzel gidiyor üşümeden koğuşa geldim. Beni en çok hamama uygun adım gidip gelmemiz eğlendiriyor. Giderken flamayı Emre taşıyor dönerken ben. Öğleden sonra Harun Astsubay bize ceza eğitimi verdi. Bir de aklınca nutuk çekti. İçimden epey küfür ettim. Ama burada şöyle bir laf var küfürü siz değil üzerinizdeki üniforma yer. Askerlik bitince üniformayı çıkarır eve dönersiniz.

Öğleden sonraki ceza eğitimde çok eğlendik. Takımlar halinde yürüyüş yapıyorduk. Zaten takım komutanlarımız da bizden bir dönem önce aynı takımlarda aynı eğitimleri almışlar. O yüzden bölüğün bir geleneği var. Uygun adım yürürken genelde kısa sloganlar söylüyoruz. Her Türk asker doğar, şehitler ölmez vatan bölünmez… İlk günler bu sloganlar eşliğinde uygun adım yürüyorduk bugün 5. Takımla nam-ı diğer Çin mangasıyla karşılıklı atıştık. Bizim onlara Çin mangası dediğimize bakmayın onlar da bize Avareller Bölüğü diyor. En son, yüz kişi tek ağızdan, “tüfek kadar asker olmaz” sloganıyla onları sindirdik. Şu ana kadar yaptığımız en eğlenceli eğitimdi.

Yarın 100 metre atışlarımız var. 25 metre atışlarında ki gibi kendimden iyi bir derece bekliyorum. Ben bu satırları yazarken oynanan FB-GS maçı da bitti. Maçı 2-1 kazandık. Böylece uzun zamandan beri ilk defa Kadıköy’de Feneri yenmiş olduk. Birkaç Fenerli bulayım da kızdırayım. Sıra koğuş sohbetlerine geldi. Yanımda pilotum Emre önümde Adil uçuş sohbetlerine dalacağız.

(21:15)

 

Yayın Tarihi: 4 Temmuz 2007