Dün yaptığım antrenmanda ön kolumun sakatlığı
nüksetti. Hani şu Mürsel Bey ile yaptığım bilek güreşinde incinen
yer. Aslında şelalelerde taş atarken de canım yanmıştı. Herneyse
şimdi yine acıyor ve antrenmanı tamamlayamadım. Sakatlık kadar
nefret ettiğim bir şey yok. Kolumun acısı bir yanda, boğazımın
ağrısı diğer yanda. Havalar oldukça serinledi hatta Erciyes'e kar
yağdı. Haziran'ın ortasında kar...
Gelelim haftanın önemli olayına. Türkiye Belçika'yı 2-0 mağlup
ederek Euro 2000'de çeyrek finale kaldı. Basına çok kızdım. Daha ilk
maçtan takımın ipini çektiler. şimdi çevir kazı yanmasın yapıyorlar.
Daha takımın iki maçı var, hiç bir şey belli değil ama bizim çok
bilgili! spor yazarlarımız hemen verip veriştirdi. Ama cevaplarını
da aldılar. (2008 Kayı'nın notu: Ne ilginçtir ki Euro 2008'de de
basın Fatih Terim'i eleştimekten büyük resmi göremedi. Yine cevap
sahada millilerimizden geldi.)
Dün akşam ziyaretime benim daha önce tanışmadığım uzak bir
akrabam olan Hicabi Ağabey geldi. Sağolsun bana meyve, çikolata
falan getirmiş. Eğer Samsun'a gitmezsa haftaya beni Kapadokya'ya
götürmeyi teklif etti. Biz de arkadaşlarla araba tutup gitmeyi
düşünüyoruduk. Eğer gidersem Mutlu'nun deyişiyle çok hoş olacak.
Devreler iyice bunaldılar. Alt devre de bir türlü göreve
başlayamadı. En azından refakatleri onlara verseler de bizimkiler
biraz rahatlasa. Adamların askerliği bitmiş hala nöbetteler.