|
|
|
27 Şubat 2000, Pazar Şafak 131 Bugün güzel bir tatil günü oldu. Sabah nöbetçi subay, yatakhaneleri basıp uyuyanları don gömlek dışarıya dizmiş. Önce bir güzel bunları haşlamış sonrada şınav çektirmiş. Onun üzerine de komando dansı yaptırmış. Hıdır, Bülent Akbıyık da çarpılanlar arasındaymış. Duyunca epey keyiflendim. Bülent’in karizma epey sallanmış. Bu arada levazımın çaycısı Ahmet de bu uykucu topluluğun içindeymiş. Asteğmenlere şınav çektirdiğini anlatan Ahmet. Hayatımda gördüğüm en geveze adamlardan bir. Bazen öyle geyik yapıyor ki insana bıkkınlık geliyor. Bu olaylar olurken ben mi ne yapıyordum, fosur fosur uyuyordum :). Malum bizim koğuş istirahatlılar koğuşu. O yüzden arayan soran olmuyor. Yataktan dokuzdan sonra kalkıp Hava İkmal’i on civarı terk ettim. Volkan ile beraber Almer’e gittik. Kahvaltılık bir şeyler alıp üst kata çıkmak istedik. Ama damsız üst kata almıyorlarmış. Düşünün saat sabahın on buçuğu, mekan bir pastane ve biz aşağıda yer bulamadığımız için üst kata gitmek istiyoruz ama damsız almıyorlar. Kahvaltıdan sonra Onay Sinemasına gittik. Orada da bize başka bir sorun çıkardılar. Askere indirimli bilet satmıyorlarmış. Biraz gişe memuruna söylendikten sonra kızıp sinemaya girmeme kararı alıyoruz. Sanki memlekette başka sinema yok. Biz de Casseria adlı alış veriş merkezinin sinemalarına gittik. "Anna and the King" adlı filmi seyrettik. Oldukça güzel bir filmdi. Filmden çıkıp tatlı yemeye Hisar Pastanesine gittik ama tatlıları beğenmedim. Zaten yakında Sivas Caddesine Mado açılacak. Hasretle onu bekliyorum. Bugün Burak Selman ile de telefonda görüştüm. Hesapta ikimiz de yat çıkıp Ankara’da buluşacaktık. Meğer o da ceza almış Ankara’ya gidememiş. Özledim arkadaşımı. Adil’in telefonu ise hala kapalı. Normal telefondan bürosunu aradım ama ulaşamadım. Hayırsız da aramıyor. Bölüğe dönünce akşam yemeğini pas geçip koğuşa geldim. Birkaç gündür Power FM yok. Onun yerine Radyo 5 dinliyorum. Birazdan muhafız, koğuşa dökülmeye başlar. 19:15 |
|
Yayın Tarihi: 28 Ağustos 2007 |